mehdi mehdi as hz mehdi
mehdi mehdi
hz mehdi

DAVUT A.S ÖĞÜTLER | Sadıkun K. Mevlüd

 Twitter Facebook

RABBİMİZİN DAVUD (A.S)’A ÖĞÜTLERİ

Eûzubillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm

Sevgili kardeşlerim! Bir Cuma günün akşamında, Efendimizin himmetiyle Allah’ın bir zikir sohbetinde yine gönül gönüleyiz. Bu Cuma günün akşamında da yine kardeşlerimle beraber olmak, Efendimizin himmetiyle o kadar güzel ki… bu kardeşlik sevgisi, birlik, beraberlik sevgisi, o kadar sonsuz bir mutluluk ki… yaşadığımız şu hayatta o sevgi kalplerimize iniyor. Bizi bizden alıyor. Götürüyor bizleri, sevginin en doruğuna.

Sevgili kardeşlerim! inşaallah Efendimizin himmetiyle, bu gün de kardeşlerime sunmak istediğim, İhyâu’ulûmi’d-dîn Rub’u’l-Münciyat 4. Cildin 582, 583, 584, 585, 586. Sahifelerinde Davud (A.S) hakkında şöyle buyurulur. İhyâu’ulûmi’d-dîn sevgili kardeşlerim, bildiğiniz gibi devrin imamı olan İmam-ı Gazalî Hazretlerinin bir eseri olan İhyâu’ulûmi’d-dîn eserinden kardeşlerime sunmak istiyorum inşaallah:

Dâvud aleyhisselam’dan gelen haberlerde, Allahû Tealâ Davud (A.S)’a demiş ki:

-         “Yeryüzündeki bütün halka ilân et ve de ki: “Ben Beni sevenin sevgilisi, benimle oturanın arkadaşıyım. Beni zikir ile ünsiyyet edenin enîsi (yakın dostu), Bana arkadaşlık edenin yoldaşıyım. Beni tercih edeni tercih ederim, Bana itaat edene itâat ederim, Beni gerçek olarak seveni Kendim için kabul eder ve onu herkesten üstün tutarım. GERÇEK OLARAK BENİ ARAYAN BULUR, fakat başkasını arayan beni bulamaz.

Ey yeryüzünün halkı! İçine düştüğünüz şaşkınlık ve aldanmadan vaz geçin. Benim keremime, arkadaşlığıma ve Benimle ünsiyete (samimi dostluğa) yönelin ki, Ben de sizinle ünsiyyet edeyim ve sür’atle sizi seveyim. Zirâ Ben, dostlarımın tıynetini (yaradılışını), halîlim İbrâhîm, sırdaşım Musa, hâlis dostum Muhammed’in tıynetinde yarattım. Bana iştiyak duyanların kalbini, benim nurumdan yarattım ve celâlimi onlara merzuk ettim” buyurmuştur.

Seleften olan bir zâttan rivâyet edildiğine göre, Allahû Tealâ sıddıklardan birisine:

-         “Kullarım arasında öyleleri var ki, onlar Beni sever, Ben de onları severim. Onlar Bana müştak, Ben de onlara müştakim. Onlar Beni, Ben de onları zikrederim. Onlar Bana ve Ben de onlara bakarım. Şâyet sen de onların yoluna girersen, Ben de seni severim. Onların yolundan ayrılırsan Ben de sana buğzederim” buyurdu. Bu zât:

-         Bunların belirtileri nedir? diye sorar. Allahû Tealâ:

-         İyi bir çobanın koyunlarını koruduğu gibi, onlar da gündüzleri gölgeli ve kapalı yerleri araştırır; akşam vakti kuş yuvasına çekildiği gibi, onlar da yuvalarına çekilir.  Gecenin çöktüğü ve karanlığın basıp da yatakların serildiği ve herkes sevgilisi ile başbaşa kaldığı vakit, onlar ayaklarını diker, yüzlerini yere serer, benim kelâmım ile Bana münâcatta bulunur. Benim in’âmım karşısında Bana eğilir, kimi ağlar, kimi gözyaşı döker, kimi âh çeker, kimi de hayret içinde kalır. Kıyâm, kuûd, rükû ve sücûd arasında devrederler. Bütün bunlara, Beni sevdikleri ve Benim için katlanırlar. Onlara ilk vereceğim üç şeydir.

-         Birincisi, Benim nûrumdan onların gönüllerine akıtırım da, Ben onlardan haber verdiğim gibi, onlar da Benden haber verirler. İkincisi, yer ve gökler bir tarafa, onlar bir tarafa olsa, onları tercih ederim. Üçüncüsü, onlara yönelirim. Yöneldiğim herkese her istediklerini veririm.” Buyurdu.

Ahbâr-ı Dâvud’da, Allahû Tealâ kendisine şöyle vahyetmiştir:

-         Ya Dâvud, ne zamana kadar Cennet’ten bahsedecek ve Bana olan iştiyâkini Benden istemeyeceksin. Davud (A.S):

-         Ya Rab, Sana müştak olanlar (Sana iştiyak duyanlar) kimlerdir? diye sorunca, Allahû Tealâ:

-         Onlar her türlü keder ve bulanıklıklardan kendilerini temizlediğim ve çekinmelerini emrettiğim, gönüllerden Bana bakmaları için pencere açtığım sâfi kimselerdir. Ben kendi kudret elimle onların kalblerini alır göklerin üzerine yükseltirim. Sonra meleklerimi çağırırım, onlar gelir Bana secde ederler. Ben meleklerime: “Sizi Bana secde etmeniz için çağırmadım, size Bana müştak olanların (Bana iştiyak duyanların) gönüllerini göstermek ve onlarla iftihar etmek için çağırdım” derim. Onların kalpleri, güneşin yeryüzüne verdiği ziya gibi göklerdeki meleklere aydınlık verir. Ya Davud, Ben, Bana müştak olanların kalplerini Benim rızamdan yarattım. Benim cemâlimin nuru ile onları nurlandırdım. Onları benim için haberci kıldım. Onlar, ni’metimi anar ve Bana şükrederler. Bedenlerini ise, yeryüzünde bakacağım yer yaptım. Gönüllerinden Bana gelen bir yol açtım. Her an oradan bana bakarlar ve Bana olan şevk u iştiyakları artar” buyurdu. Davud (A.S):

-         “Ya Rab, Seni sevenleri Bana göster” dedi.  Allahû Tealâ:

-         “Lübnan dağına çık, orada genç, orta yaşlı, ihtiyar olarak ondört kişi vardır. Yanlarına gittiğin vakit selâmımı söyle ve de ki: “Rabbınız size selam eder ve buyurur ki, bir isteğiniz var mı? Zira siz Benim dostlarım, sevgililerim ve velîlerimsiniz. Sizin sevinmenizle Ben ferahlanır ve sizin ferahlamanıza yardım ederim.” buyurdu.

Davud (A.S) Llübnan dağına çıkarak onları bir gözenin başında buldu. Orada Allahû Tealâ’nın azameti üzerinde düşünüyorlardı. Davud (A.S)’ı görünce uzaklaşmak istediler, fakat Davud (A.S):

-         Durun, ben Allah’ın elçisiyim, Size Rabbınızın haberini iletmeye geldim, deyince hemen Davud (A.S)’a yöneldiler ve gözlerini yere dikerek kulaklarını ona verdiler. Davud (A.S):

-         Ben, Allah’ın size bir elçisiyim. Allahû Tealâ’nın selâmı var. Allaû Tealâ: “niçin Benden bir şey istemiyorsunuz? Niçin Bana seslenmiyorsunuz ki, Ben sesinizi ve sözünüzü duymuş olayım. Siz Benim sevgililerim ve velîlerimsiniz. Sizin sevinmenizle Ben de sevinirim ve sizin sevginize sür’atle gelirim. Her an şefkatli bir anne gibi, size bakarım” buyurdu, dedi. Davud aleyhisselam devamla diyor ki:

-         Onlar bunu dinleyince gözlerinden yaşlar döküldü ve en yaşlıları:

-         Seni tesbih eder ve noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Allah’ım, biz Senin kulların ve kullarının çocuklarıyız. Ömrümüzde Seni bir an hatırımızdan çıkarmışsak, bu husustaki kusurumuzu bağışla, dedi. Diğeri:

-         Allah’ım, Seni tesbih ve takdis ederiz. Biz senin kulların ve kullarının çocuklarıyız. Bize hüsn-i nazar etmekle ikramda bulun, dedi. Bir başkası da:

-         Allah’ım, biz Senin kulların ve kullarının çocuklarıyız. Hangi cüretle Sana dua edelim (hangi cüretle Senden kendimize ait birşey isteyelim)? Hâlbuki bizim hiçbirşeye ihtiyacımız olmadığını Sen bilirsin. Sana gelen yola bizi devam ettir ve bu sûretle nîmetini bize tamamla, dedi. Diğeri de:

-         Biz Senin rızânı aramakta kusurluyuz, bu hususta kendi lûtfunla bize yardımcı ol ya Rab, dedi. Bir başkası da:

-         Ya Rab, bizi nutfeden yarattın, kendi lûtfunla azametini düşünme imkânlarını bize bahşettin. Senin azametinle meşgul olup celâl ve kibriyâlığını düşünen ve nuruna yaklaşmak isteyen kimse daha söz söylemeye cür’et edebilir mi? dedi. Diğeri:

-         Ya Rab, Senin şân’ının azametinden, evliyalarına yakınlığından sevgililerine fazla minnetinden, dilimiz tutuldu ve Sana dua edemedik (Senden başka hiçbirşey isteyemedik) dedi. Bir diğeri de:

-         Ya Rab, Seni zikretmeğe bizi hidayet eden, Seninle meşgul olmakla bizi başkalarından alıkoyan Sensin. Sana karşı şükrümüzdeki kusurumuzu bize bağışla, dedi. Diğeri de:

-         Ya Rab, bizim ihtiyacımızın, yalnız Senin Cemaline bakmak olduğunu bilirsin, dedi. Ötekisi de:

-         Ya Rab, Sen kendi cömertliğinden bize dua ile emretmesen, bir kul Efendisine karşı nasıl cür’et edebilirdi? Karanlıkta, hidayete ulaşacağımız nuru bize ver, dedi. Onlardan birisi de:

-         Ya Rab, bizim Senden istediğimiz, devamlı olarak bize yönelmendir, dedi. Bir diğeri de:

-         Ya Rab, fazl u kereminle bize bahşettiğin nimetinin tamalanmasını isteriz, dedi. Diğeri de şöyle dedi:

-         Ya Rab, yaratıklarının hiçbirine ihtiyacımız yok, YALNIZ CEMÂLİNİ İSTERİZ. BİZE LÛFET CEMÂLİNİ GÖSTER. Diğeri de:

-         Allah’ım, dünya ve dünyadakilere bakmaktan gözümü, ahiretten alıkoyacak şeylerden kalbimi kör etmeni dilerim, dedi. Diğeri de:

-         Allah’ım, şânının âlî ve kadrinin yüce olduğunu bilirim. Sen dostlarını seversin. Lûtfet de kalbimi Senden başka herhangi bir şey ile meşgul olmaktan alıkoy, diye dua etmişler.

(Bu sözlerin arkasından) Allahû Tealâ Davud (A.S)’a şöyle vahyetti:

-         Onlara de ki: “Sözlerinizi dinledim. Sevdiklerine icâbet ettim. Dualarını kabul ettim. Şimdi birbirinden ayrılsınlar. Her biri ayrı bir vâdiye gitsin. BEN OARADAKİ PERDEYİ KALDIRIR, ONLARA CEMÂLİMİN NURUNU GÖSTERİRİM.” Davud (A.S):

-         Ya Rab, bunlar  ne ile bu keramete erdiler?, diye sordu. Allahû Tealâ:

-         Hüsn-i zan dünyalıktan çekinmek, Benim için halveti tercih edip yalnızlıktan Bana münacat etmeleri sayesinde bu mertebeye ulaştılar. Zira bu mevkie ancak dünyayı terkedip, onun hiçbir şeyi ile meşgul olmadan kalbini yalnız Bana bağlayıp bütün varlıklar üzerine Beni tercih edenler ulaşır. İŞTE BU DURUMDA BEN ONLARA ÂTUFET GÖSTERİR (çok merhamet eder) ARADAN PERDEYİ KALDIRIR VE CEMÂLİMİ ARZEDERİM. Her saat çeşitli kerâmetle onu tekrîm eder, Cemâlimin nuruna onu yaklaştırırım. Hastalanırsa, şefkatli bir anne gibi ona bakarım. Susadığı vakit onu sular ve zikrimin zevkini ona tattırırım. Ona bu ikramda bulunduğum vakit, dünya ve dünya ehline gözünü kör ederim de, dünyalığı ona sevdirmem. Benden başka hiçbir şeyle meşgul olmaz. BİR AN ÖNCE BANA ULAŞMAK İSTER. O, Benden başkasını görmediği gibi, Ben de ondan başkasını görmem. Ey Davud, sen Benim zikrimi duyduğu vakit onu görsen, onun vücudu erimiş, zayıflamış, uzuvları kırılmış ve kalbi her şeyden soyulmuştur. Onunla gök ehline ve meleklerime iftihar ederim. İzzet ve celâlim için onu firdevs cennetinde oturtur, gönlünü hoş ederim de kat kat benden razı olur” buyurdu.

Yine Davud’un Ahbâr’ında, Allahû Tealâ Davud (A.S)’a:

-         Benim sevgime yönelen kullarıma söyle. Başkalarından cemâlimi saklayıp size arzettiğim ve kalp gözü ile Bana baktığınız vakit dünyalığı terketmekteki zararınız nedir ve ne ihtiyacınız kalır? Âhireti size verdiğim vakit, dünyalığı terketmekteki zararınız nedir? Benim rızamı ararken halkın gadabını kazanmakta zararınız nedir? Buyurur.

Yine Ahbâr-ı Dâvud’da, Allahû Tealâ şöyle vahyetmiştir:

-         Beni sevdiğini sanıyorsun. Eğer Beni seviyorsan, dünya sevgisini kalbinden çıkar. Zira benim sevgim ile dünya sevgisi bir gönülde toplanmaz. Ya Davud, dostlarımla samîmi dostluk kur, dünya halkı ile de zarurî olarak ihtilât et. Dînde başkalarını değil, beni taklid et. Ancak Benim sevgime uygun bulduğuna sarıl. Şüpheli gördüğün şeylerden uzaklaş. Seni korumak Bana aittir. Böyle yaparsan, senin delîlin ve öncün olurum. İstemeden sana verir, zorluklarda sana yardım ederim. Ben, kendi zâtıma yemin ettim; ancak Bana yönelenlere yardım ederim. Sen, dediğim gibi olursan, zilleti senden kaldırır, zenginliği kalbine yerleştiririm. Yine Ben zâtıma kasem ettim ki, kendisine ve kendi işine bağlananları işleri ile başbaşa bırakırım, sen herşeyi Benden bil. Ameline bağlanma, boşuna zahmet çekersin ve senden kimse istifade edemez. Beni bilmenin bir haddi hududu olduğunu sanma, zîra onun nihâyeti yoktur. Benden ziyâdeyi ve fazlalığı istediğin vakit onu sana veririm. Ziyadenin de bir hududu olduğunu sanma. Sonra İsrail oğullarına şunu da bildir ki, Benimle hiç kimse arasında bir münasebet yoktur. Bunun için tamamen Bana bağlansınlar ki, Ben de gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, hâtır ve hayâle gelmeyen nîmetleri onlara vereyim.

-         BENİ DAİMA İKİ GÖZÜNÜN ÖNÜNDE SAKLA VE BASİRET GÖZÜNLE BANA BAK. Baş gözün ile akılları Benden uzaklaşanlara bakma. Ben izzet ve celâlime yemin ettim ki, denemek veya ilerde yapmak üzere Bana kulluk etmekte olanlara sevap kapularını açmam. Öğretmenine tevazu göster, öğrencilerini yorma.

-         Eğer Beni sevenler, bu müridlerin Benim nezdimdeki mevkilerini bileydiler, onlara, üzerinde yürüyecek yer olur ve onları baş tacı yaparlardı. Ya Davud, düştüğü sarhoşluktan bir müridi kurtarırsan seni mücahidlerden yazarım. Benim indimde mücahidler defterine geçenler ise vahşet görmez ve kimseye muhtaç olmazlar. Ey Davud, sözümü dinle, kendinden kendin için al, kimseye verme, verirsen sevgimi senden men’ederim. Kullarımı, rahmetimden ümitsizliğe düşürme, o zaman Ben de senin Bana olan arzunu Benden keserim. Şehvetleri mübâh ettiğim, halkın zayıflığındandır. Yoksa kuvvetlilere ne oluyor ki, şehvetlerinin peşine gidiyorlar. Hâlbuki şehvetlerine (nefsin arzu ve isteklerine) uymalarında Benim onlara yapacağım ukûbetin en ehveni, Beni bilmekten akıllarına perde çekmektir.

-         Ben dostlarımın dünyalığına razı değilim. Dostlarımı dünyalıktan tenzih ederim. Oruca devamla şehvetleri terketmeye gayret et. Oruç tutmakla tecrübeye kalkışma. Zîra Benim sevgim, devamlı olan oruçdadır. Ey Davud, nefsine isyan ile Bana sevilmeğe çalış. Şehvetlerini (nefsin arzu ve isteklerini) kes ki, Ben sana bakayım ve sen de (aradaki) perdelerin ortadan kalkmış olduğunu görmüş olasın. Sen Bana itaat ettiğin halde sana sevap vermeyebilirim. Sana sevap vermek Benim mükâfatımdır.”

Yine Allahû Tealâ Davud (A.S)’a:

-         Ya Davud, Benden yüz çevirenleri nasıl beklediğimi, günahlarını terkedip Bana yönelenlerini nasıl arzû ettiğimi bileydiler, hemen Bana yönelirlerdi. Ey Davud, işte, Benden yüz çevirenlere karşı muamelem budur. Bana yönelenlere karşı muamelemin nasıl olacağını düşün. Ey Davud, kulumun Bana en çok muhtaç olduğu, Benden yüz çevirdiği vakittir. Kendisine en çok merhamet edip acıdığım bu zamandır. Kendisini en çok yükselttiğim zamanı da Bana yöneldiği vakittir.”

Ebû’d-Derdâ (R.A) Kâ’bu’l-Ahbâra:

-         Tevrat’da bildiğin özel bir âyetten Bana haber ver, dedi. Kâ’b:

-         Allahû Tealâ: “Bana mülâkat için iyilerin iştiyaki uzadı. Hâlbuki onların Bana ulaşmasına Ben daha çok müştakım” buyurmuştur, dedi. Kâ’b devamla:

-         Bunun kenarında: “BENİ ARAYAN BULUR, başkasını arayan Beni bulamaz” diye yazılır, dedi. Ebû’d-Derdâ:

-         ŞAHİD OL, BEN BUNU AYNEN RESÛL-İ EKREM’DEN DUYDUM, dedi. (İhyâu’ulûmi’d-dîn Rub’u’l-Münciyat Cilt-4 sy. 582, 583,584, 585, 586)

Beşinci asrın, devrin imamı olan İmam-ı Gazalî Hazretlerini, İhyâu’ulûmi’d-dîn eserinden, kardeşlerime Yüce Rabbimizin Davud (A.S)’a öğütlerini Efendimizin himmetiyle sunmaya gayret ettim. İnşaallah bu güzel sözlerin, kalplerimize Efendimizin himmetiyle ve İmam-ı Gazalî Hazretlerinin eserinden derlediğimiz, Rabbimizin Davud (A.S)’a söylediği, bu güzel sözlerini de Efendimizin himmetiyle hem yaşamayı ve hem yaşatmayı, hem tefekkür etmeyi, hem tezekkür etmeyi Yüce Rabbimden dileyerek, inşaallah burada tamamlamak istiyorum. Sevgili kardeşlerim! sizleri Efendimizin himmetiyle çok ama çok seviyorum. Allah hepinizden razı olsun. (El Fatiha mâ es Salâvât)

Sadıkun K. Mevlûd

Aranan Bilgiler

nübuvet yalvarış duası hz alinin allaha yalvarış resimli www mehdiresul net rabbime yalvarış hz mehdi duası allaha yalvaris duasi allaha ulaşmayi dilemeyen ölmeden önce ruhunu allaha ulaştırmayan herkes cehenneme gidecek hz davut filmi izle nubuvet duasi innallahe ye\muru bil adli innallahe ye\muru bil adli vel ihsani dinle sesli dua yalvarış dinle video üveys duasi oxunusu Mihr tr dua video

İlgili Yazılar:

  1. HİRA MAĞARASINDA HASRETLE GEÇEN GÜNLER (Naa’t-ı Şerîf) | Sadıkun K. MevlüdPeygamber Efendimiz Hz. Muhammed S.a.v'ın peygamberlik gelmeden önce yaşadıkları. Hira mağarasındaki günlerinin şiir ile anlatılması. Sadıkun K. Mevlüd şiirleri...

“DAVUT A.S ÖĞÜTLER | Sadıkun K. Mevlüd” için 8 yorum

  1. Musab diyor ki:

    Bu güzel sohbetle yine gönüllerimiz ferahladı. Dünya hayatının süsü nefsin afetlerine öylesine sevdirilmiş ki kendini ilk olarak bu afetli nefs ile tanıyan insan için dünyalıktan kalbi ayırıp o kalbi sürekli Allah ile meşgul etmek ilk etapta çok zor gibi görünse de Allah bu amaç için yola çıkan insanlara yani Allah’a yönelenlere muazzam bir şekilde yardım edeceğini açıklamış. Bu yol aşıklar yoludur. Aşıklar yolunda kişi her ne kadar hor görülse de, itilip kalkılsada, acılar çeksede, hastalasan da, hatalar yapsa da, kendi nefsiyle cihad yapsada, kalpler Allah’a dönük olduğundan bu zorluklar hep ikinci planda kalır. Elbetteki nefs ile cihadda zorlukları aşmak üst düzey bir irade ve sabır gerektirse de mükafatı sonsuz olacağından bu cihadı yapmak üzerimize borçtur inş. Hz. Mevlana’nın sözü gibi “Aşka uçma kanatların yanar! Aşka uçmadıktan sonra kanatların neye yarar?!”
    Hamdederiz şükrederiz Allah bizlere kafa vermiş, el vermiş, göz vermiş,kulak vermiş, idrak vermiş, Akıl vermiş ve bizden Aşka uçmamızı istiyor. Yani kalbimizi hep onunla meşgul etmemizi, Onun velilerinden olmayı ondan istememizi, Onun velilerini bulmamızı (hacet namazıyla) ve o yolda hiç durmadan ilerlememizi istiyor. Allah bizleri Davut as’mın karşılaştığı veliler gibi eylesin inş.

  2. Esin Tatlı diyor ki:

    Bu sohbeti A. Mürüvvet kardeşim için dinliyorum. Bu akşam sohbeti dinleyecekti. Her kelimesini ayrı bir zevkle dinlemesi ve tahlil etmesini bekliyorum inş. Bu sohbet, bir insanın hayatında karşılaşacağı en değerli hazinedir. Şu an yorumumu okuyorsa çok selamlar.

  3. Zehra Yılan diyor ki:

    Aşka uçmadıktan sonra kanatlarımız neye yarar. Allah’ım beni kendine kavuştur; senden başka bir arzum yok. Görmüyor musun kulunun şu halini; Ben Sana aşığım!

  4. Özlem Yılan diyor ki:

    Geçende Hacı Bektaş Veli Hz. nin bir sözünü okudum inş. Şöyle söylüyor: ‘Kul Tanrı’ya Kırk makamda, ERER, ULAŞIR, DOST OLUR…’
    Allah’a ermek, ulaşmak, dost olmak mutluluğunu yaşama güzelliğini bize öğreten Mehdi Hz.’nin himmetiyle dayımızın bu güzel sohbetini tekrar tekrar dinliyoruz inş.

  5. sevenler diyor ki:

    SA ALLAHLM Davut As ögütler sohbetiyle bizlere ögütler veriyorsun ins anlamamiz icinde bize yardim eyle Rabbim Abiyimizden sonsuz razi olsun bütün insanlara Allaha ulasmayi dilemeyi nasip etsin bizimde idrakimizi acmayi sevgimizi artirmayi nasip etsin. Allah sonsuz razi olsun

  6. Muhammed diyor ki:

    Sa. Degerli bu Sohbette emegi gecen Kardeslerim bu Sohbeti defelarca dinledim her dinledigimde ayri ayri haz aliyoruum tarifi gayri mümkün sanki o konusan gercekten Rabbimiz sanki oradaki insanlari anlatirken gercekten onlari dinliyormus gibi oluyorum ve baska aleme dogru (onlarin yanina )yolculuk yapiyorum yani Dünya gözümden kayboluveriyor .Ayetleri dinleriz yorum yapariz tezekkür yapariz, sohbetler dinleriz yorum yapariz Nefs Tezkiyesi deriz Allah sevgisi deriz Allah bizi cok seviyor duyariz söyleriz ama bu sohbette sanki ben acizane (Allaha siginarak ins. ) Rabbimin penceresinden bizleri gördüm bizden beklediklerini ve yerine getirince bize vereceklerini daha iyi hissettim ve bu sohbette acizane kendimi Rabbimize cok yakin onuda bizlere tahmin edemeyecegimiz kadar yakin hissettim ,Onu daha iyi tanimadigimi onun ne kadar Merhametli oldugunu hissettim onu Coook Sevmek istedigimi hissettim evet cok güzeeel bir sohbet olmus ins. bizlerde bu sohbette örnek verilen O insanlar gibi oluruz ve Rabbimizden yani Allahtan baska bir seyi istemeye haya ederiz Allah bu Sohbeti hazirlayanlardan sonsuuz razi olsun Sizi cook sonsuz seviyorum bizlerin Kalbini husulandiracak ve Aklimizi basimiza getirecek baska Sohbetleri ins . bekleriz…

  7. Neslihan ve Melek diyor ki:

    allah bizlere ona layik kul olabilmemizi, istedigi gibi yasamayi, nefsimizi temizleyip sadece ALLAH askiyla tüüüm kardeslerimizle mutlu bir sekilde, sevgimizle, zikirimizle ve ibadetlerimizle bu dünyadan allahin huzuruna cikmamizi nasip etsin. Efendimizin talebesiyiz, ona layik birer talebe olmak istiyoruz insallah. Hepimizi birer allah dostu olalim insallah.

  8. tarık erdem diyor ki:

    rabbim ben cahilim acizim tembelim nefsime yenik düşmüş kafilim:
    rabbim her ne olduysam oldum
    seni hep sevdim sevecegim.fıtratımda var senisevmek bedenimde arzular sevmek senin tarafından sevilmek ruhumda aklımda ne olur kalbimden gitme rahmetinle sar beni resulun muhammed s.a hatrına bırakma bizleri